Obama’nın İmajı
Günümüzde “imaj herşeydir” derlerdi de inanmazdık. Obama’nın imajı bunu doğruladı. Kim ne derse desin ABD bu işi iyi yapıyor.
Bush yönetimi ABD’nin saygınlığını yerle bir etmişti. Afganistan’da, Irak’da, Filistin’de ve daha dünyanın başka yerlerinde ABD’nin giriştiği mânasız ve zalim saldırılar hiç bir sonuca ulaşamadığı gibi, Vietnam’dan sonra ABD’yi ikinci kez madara etmişti.
ABD bu işlere giriştiğinde bırakın kendisini BM gibi pek çok gûya saygın kurumu da beraberinde sürükleyerek dünyanın bu kurumlara olan inancını büyük ölçüde sarsmıştı.
Bu sarsak ve beceriksiz tutum Bush’un kişiliğinde tüm ABD’ni açıkça felakete sürüklüyordu. Dünyada ABD karşıtlığı hızla yayılıyor, ABD “Hür Dünyanın Lideri” konumundan, “Özgürlük ülkesi” imajından uzaklaşıyordu. Kısacası yıllar yılı süren “Amerikan rüyası” hazin bir törenle gömülmek üzere idi.
Bütün bunların üzerine bir de “küresel mali kriz” geldi ve zaten bozuk olan ABD ekonomisini batırdı. Yöneticiler telaşla bu felaketi atlatmak için tedbir üzerine tedbir almaya, dar günler için saklanan paraları ortaya çıkarmaya, batmakta olan dünyanın en büyük ABD şirketlerini kurtarmaya çabaladı.
Lakin hiç bir şey kâr etmedi, durum düzelmedi. Hâlâ da düzeleceği yok.
Bu süreç devam ederken bir yandan da seçimler yaklaşıyordu.
Şimdi şunu teslim edelim. ABD de memleketin gidişatını gözleyen, bundan sorumlu olan âkil insanlar ve kurumlar var. Bunlar gelecek tahminlerini çok önceden yapıyor ve buna göre tedbir almaya çalışıyorlar.
Kimbilir Afrika kökenli, müslüman bir aileden gelen zenci Hüseyin Barack Obama’yı ne zaman keşfettiler.
Keşif bir yana böyle birinin ABD başkanı olması kararının nasıl aldılar. İşte ABD’nin girişimci, radikal, cesur ve becerikli tarafı bu.
Bu seçim ABD tarihinin en radikal adımıdır. Ve şurasını unutmayın ki ABD ile beraber dünyanın bugüne kadar gördüğü en büyük mali kriz öncesi atılmıştır. Radikal olmak kolay değil.
The New York Times’de (21 Ocak 2009) Thomas L. Friedman şöyle yazıyor: “Bir günlüğüne, bir saatliğine bile olsa ülkece gururlanalım. Kuruluşumuzdan yaklaşık 233, İç Savaş’ın bitişinden 144 yıl ve Martin Luther King’in “Bir Düşüm Var” konuşmasını yapmasından 46 yıl sonra Amerikalılar denen bu karman-çorman göçmenler topluluğu nihayet siyah birini, Barach Hüseyin Obama’yı başkan seçti……artık yeni bir tarih yazmaya ihtiyacımız var; Amerika’yı yeniden canlandıracak, güçlendirecek bir tarih… Umarım Obama gerçekten gizli bir Radikal’dir. Söz konusu olan radikal sol ya da sağ değil, sadece radikallik. Çünkü radikal bir dönemden geçiyoruz.”
Kezban Arca Batıbeki ise şunları yazdı: “Bu yıl Obama kendisi orada olmasa da portreleri ile her yerde karşımıza çıktı durdu. Tüm dünyayı etkisi altına alan Obama Mania’nın güncel sanat alanında üstelik ’sanat’ın bizzat kendisi olarak ortaya çıkması, bence bu yıl Art-Basel-Miami Beach’in sürpriziydi. Çok sayıda sanatçının satış kaygısıyla yaptıkları gayet açık olan portreleriyle Obama daha başkanlık koltuğuna oturmadan bile, Marilyn Monroe örneğinden olduğu gibi gelecekte yüzü en çok kullanılacak (Bir nevi Che. M.K.) kült bir figüre dönüşmüştü. Öyle ki bitişik fuarlar Scope ve Art Asia’nın girişindeki dev duvar resminde Obama, bu kez Superman kostümüyle görünüyordu. Fuar gazetesinde de bu durum haber olarak yer aldı. Başlık parantez içi dahil şöyleydi: “Onu satabilir miyiz?…” (Radikal eki 24 Ocak 2009)
Obama gerçekten karizmatik bir adam. Bir politikacıdan ziyade filim yıldızına benziyor. Etkili bir duruşu, yürüyüşü, konuşması var.
Onun öncelikle ABD halkını biraraya getirmesi, ona yeniden bir ruh aşılaması için gereken her şey yapıldı. Plajda çekilen fotoğrafı gayet sağlıklı ve sportmen görünüyordu. İşte bu günümüzde “çekici” bir şey.
İki milyona yakın insan geldi başkanlık kutlamalarına. Ve ortada sakil bir sahne yoktu. Coşku son raddeye varınca Obama ve eşi onları Beyaz Saray’a götüren arabadan indiler. (Bu elbette risk taşıyan bir davranış ama imaj bazan böyle şeylerle tamamlanır). Bir film festivalinde kırmızı halı üzerinde yürür gibi iki yanda biriken halkı selamlayarak 400 metre yürüdüler.
Nereye gidiyorlardı?
Artık ABD ve dünya şuna inanıyor. Obama ile işler daha iyi olacak, “Her şey çok güzel olacak”. Bu güzel, sportmen, akıllı, eğitimli, cesur adam ABD’yi düştüğü yerden kaldıracak.
Friedman yazısını şöyle bitiriyor: “Ülkemiz ve gezegenimiz için tamamen yeni yöntemlerle çalışacak şekilde yeniden işe koyumamız gerekiyor. Bu iş için geç kalmışken ortadaki proje bundan daha zor, riskler bundan daha yüksek ve ödül bundan daha büyük olamaz”.
Belki ABD de pek bir şey değişmeyecek ama bu “imaj”ın vücut bulmasından alacağımız çok ders var.
Obama’nın imajı [Yeni Şafak]
bir yorum yazın